Zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü, estetik diş hekimliğinde tedavi planlaması yapan hastaların en çok merak ettiği ve araştırdığı konuların başında gelmektedir. Modern teknolojinin sunduğu bu biyouyumlu materyal, doğal diş minesine olan inanılmaz benzerliği ve ışık geçirgenliği sayesinde mükemmel bir estetik duruş sergiler. Ancak bu yüksek estetik kalitenin yıllarca korunabilmesi, hastanın günlük rutinlerinde ağız ve diş sağlığına ne kadar önem verdiğine doğrudan bağlıdır.
Başarılı bir protetik tedavinin kalıcılığı sadece hekimin laboratuvar aşamasındaki hassasiyetiyle değil, hastanın koltuktan kalktıktan sonraki özeniyle de şekillenir. Bu kapsamlı rehberde, yeni yaptırdığınız veya yaptırmayı düşündüğünüz estetik dişlerinizin kalıcılığını maksimize etmek için uygulamanız gereken tüm bakım adımlarını ve bilinmesi gereken hayati detayları detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Zirkonyum Kaplamanın Kullanım Ömrü Ne Kadardır?
Pek çok hasta, porselen veya zirkonyum gibi dayanıklı malzemelerden üretilen yapay dişlerin ömür boyu hiçbir sorun çıkarmadan ağızda kalacağını düşünme yanılgısına düşer. Standart klinik gözlemlere ve bilimsel verilere göre, zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü ideal ağız hijyeni koşullarında ortalama on beş ile yirmi yıl arasında değişiklik göstermektedir. Bu süre kesinlikle sabit bir son kullanma tarihi değildir; aksine hastanın bireysel alışkanlıklarına göre şekillenen son derece esnek bir zaman dilimidir.
Kimi hastalar kusursuz bir ağız bakımı ve düzenli diş hekimi kontrolleri sayesinde yirmi beş yıla kadar hiçbir mekanik veya estetik deformasyon yaşamadan kaplamalarını kullanmaya devam edebilirler. Buna karşın, günde iki kez fırçalama kuralını ihmal eden veya dişlerini alet gibi sert cisimleri koparmak için kullanan kişilerde bu süre beş yılın altına kadar dramatik bir şekilde düşebilir. Kısacası tedavinin başarısını uzun yıllar sürdürmek tamamen sizin kendi elinizdedir.
Zirkonyum Diş Yaptırmanın Avantajları Nelerdir?
Gülüş tasarımı planlanırken doğru materyal seçimi, uzun vadeli estetik başarıyı belirleyen en temel unsurdur. Zirkonyum, içerisindeki zirkonyum dioksit bileşimi sayesinde metale alerjisi olan hastalar için kusursuz ve sağlıklı bir alternatif sunarken, aynı zamanda mükemmel bir diş eti uyumu sergiler. Pembe dokularda, klasik metal destekli porselenlerde sıklıkla karşılaşılan o rahatsız edici mor veya gri renklenmeler zirkonyum uygulamasında kesinlikle yaşanmaz.
Ayrıca bu materyal, doğal diş minesinin ışık yansıtma ve şeffaflık özelliklerini birebir taklit edebilen nadir elementlerden biridir. Işığı tamamen bloke etmek yerine içinden geçmesine izin vererek donuk ve mat bir görünüm yerine canlı, sıcak ve tamamen doğal bir gülüş profili çizer. Hastalar bu sayede yapay diş korkularından ve estetik kaygılarından tamamen kurtulurlar.
Biyolojik Uyumluluk Ve Alerji Riski
Zirkonyumun insan dokusu ile olan yüzde yüzlük biyolojik uyumu, tıp dünyasında ve ortopedide uzun yıllardır güvenle kullanılmasını sağlamıştır. Diş eti hastalıklarına genetik yatkınlığı olan veya sistemik metal alerjisi bulunan bireylerde hiçbir toksik reaksiyona veya iltihabi duruma yol açmadan ağız içinde güvenle konumlanır.
Yüksek Direnç Ve Estetik Duruş
Çiğneme kuvvetlerine karşı sergilediği inanılmaz yüksek mekanik direnç, bu materyali ön dişlerde olduğu kadar arka bölge azı dişlerinde de güvenilir kılar. Kırılma ve mikro çatlaklara karşı gösterdiği bu olağanüstü yüksek tolerans, malzemenin sadece estetik olmasının yanı sıra fonksiyonel olarak da ne kadar üstün olduğunu net bir şekilde kanıtlar niteliktedir.
Zirkonyum Kaplamanın Kullanım Ömrü Nasıl Uzatılır?
Büyük bütçeler, heyecan ve zaman ayrılarak yaptırılan bu kıymetli yeni dişlerin korunması, hastanın günlük hayatındaki küçük ama son derece etkili rutin alışkanlıklara doğrudan bağlıdır. Zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü süresini maksimum seviyeye çıkarmak için atılacak ilk ve en kritik adım, hekiminizin klinikte size bizzat gösterdiği doğru fırçalama tekniklerini taviz vermeden uygulamaktır. Sadece dişlerin ön yüzeylerini değil, kaplamanın diş eti ile birleştiği o kör ve hassas sınır bölgesini de mutlaka süpürme hareketleriyle temizlemelisiniz.
Bir diğer hayati faktör ise beslenme alışkanlıklarındaki bilinçli kısıtlamalardır. Zirkonyum her ne kadar yüksek teknolojili sağlam bir materyal olsa da fındık kırmak, ceviz kabuğu ezmek veya şişe kapağı açmak gibi doğal insan dişini bile saniyeler içinde ikiye bölebilecek ekstrem ve ters kuvvetlerden kesinlikle korunmalıdır. Bu tür yıkıcı, keskin travmalar, kaplamayı tutan yapıştırıcı simanın çözülmesine veya materyalin aniden çatlamasına neden olabilir.
Zirkonyum Kaplama Sonrası Ağız Bakımı Nasıl Olmalıdır?
Tedavi süreciniz tamamlanıp klinikten mükemmel ve bembeyaz bir gülüşle ayrıldıktan sonra ağız hijyeni rutininizi baştan aşağı güncellemeniz gerekecektir. Klasik diş fırçalamanın ötesine geçerek, kaplamaların altında ve aralarında tehlikeli bakteri plağı birikmesini önleyecek ekstra temizlik aparatlarına günlük hayatınızda yer açmalısınız. Günde en az iki kere, yumuşak veya orta sertlikte kaliteli bir fırça ile florürlü diş macunu kullanarak dişlerinizi dairesel hareketlerle fırçalamak temel kuraldır.
Ancak sadece yüzeyi fırçalamak hiçbir zaman tam bir hijyen sağlamaz; özellikle diş aralarında kalan mikroskobik yemek artıkları zamanla güçlü asit üreterek tehlikeli diş eti çekilmelerine yol açabilir. Bu sinsi tehlikeyi tamamen bertaraf etmek için ara yüz temizliğine maksimum özen göstermeniz şarttır:
-
Her akşam yatmadan hemen önce kaliteli bir diş ipi kullanarak kaplamaların aralarındaki dar boşlukları nazikçe temizleyin.
-
Köprü altı gövde bölgeleri için özel olarak tasarlanmış arayüz fırçalarını veya kalın superfloss ipleri günlük rutininize dahil edin.
-
İmkânınız varsa ağız duşu kullanarak basınçlı su yardımıyla ulaşılamayan kör noktalardaki inatçı plakları basınçla uzaklaştırın.
-
Alkol içermeyen antibakteriyel ağız bakım suları ile fırçalama sonrası son durulamayı yaparak hijyeni kimyasal olarak da pekiştirin.
Zirkonyum Kaplamanın Kullanım Ömrü Bittiğinde Ne Olur?

Yıllar içinde milyonlarca kez çiğneme basıncına maruz kalan ve ağız içindeki sürekli asidik ortama direnen restorasyonlar elbette yavaş yavaş yapısal yorgunluk belirtileri göstermeye başlar. Zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü teknik olarak sona yaklaştığında, genellikle materyalin kendisinde gözle görülür bir erime veya çürüme olmaz; asıl büyük problem alttaki destek dişte veya onu çevreleyen canlı diş etlerinde patlak verir. Diş eti çekilmesi sonucunda kaplamanın sınır çizgisi açığa çıkabilir ve estetik bütünlük tamamen bozulabilir.
Ayrıca, kaplamayı alttaki doğal dişe sıkıca bağlayan özel yapıştırıcı simanlar (adhesive ajanlar) yıllar içinde tükürüğün enzim etkisiyle mikro düzeyde eriyerek sızdırmazlık özelliğini yitirebilir. Bu sızdırmazlık kaybı, zararlı bakterilerin çok hızlı bir şekilde kaplamanın altına girerek doğal dişi sessizce çürütmesine ve hastanın aniden şiddetli bir ağrı veya ağızda kötü kokuyla karşılaşmasına doğrudan zemin hazırlar.
Zirkonyum Kaplamalar Neden Düşer Veya Kırılır?
Klinik şartlarda özel lazerler veya çok güçlü ışın cihazlarıyla dişe sabitlenen bu gelişmiş porselen yapıların durduk yere ağızdan düşmesi veya parçalanması pek olası bir klinik durum değildir. Bu tip acil ve hastayı paniğe sevk eden can sıkıcı durumlar genellikle altta yatan mekanik bir problemin, uzun süreli bir temizlik ihmalinin veya beklenmedik akut bir travmanın sonucudur. Hastalar genellikle bir sabah uyandıklarında veya bir şeyler yerken kaplamanın aniden yerinden oynadığını ya da eline geldiğini fark ederler.
Peki ama bu denli güçlü kimyasal bağlarla yapıştırılan ileri düzey restorasyonlar neden tutunuculuğunu aniden kaybeder? Bu kritik sorunun cevabı birden fazla yan etkene bağlı olmakla birlikte, en sık karşılaşılan klinik sebepler şunlardır:
-
Kaplamanın tam altında kalan doğal diş dokusunun yetersiz fırçalama nedeniyle sinsi bir şekilde çürümesi ve mekanik olarak yumuşaması.
-
Tırnak yeme, sert kalem ısırma veya buz kırma gibi dişe sürekli olarak ters vektörel kuvvetler uygulayan son derece zararlı alışkanlıklar.
-
Gece derin uyku sırasında bilinçsizce ve aşırı şiddetli bir şekilde yapılan diş sıkma veya gıcırdatma (bruksizm) reaksiyonları.
-
Yapıştırıcı simanın zamanla erimesi veya dişe gelen sert bir darbe sonucu kimyasal bağın ani bir kuvvetle kopması.
Zirkonyum Kaplamanın Kullanım Ömrü İçinde Sararma Olur Mu?
Doğal diş minesinin mikroskobik düzeyde gözenekli yapısı nedeniyle kahve, çay, şarap veya sigara dumanı gibi agresif renklendiricilere karşı ne kadar zayıf ve savunmasız olduğunu hepimiz iyi biliriz. Zirkonyum porselenlerin hastalar tarafından bu kadar çok sevilmesinin ve gönül rahatlığıyla tercih edilmesinin ana nedenlerinden biri, yüzeylerinin laboratuvar aşamasında pürüzsüz bir fırınlama (glaze) işleminden geçirilmesidir. Bu kusursuz, cam benzeri aşırı kaygan yüzey, dışarıdan gelen renk pigmentlerinin materyale tutunmasını ve içine nüfuz etmesini fiziksel olarak kesinlikle engeller.
Yani zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü boyunca, yüzeydeki bu özel cila tabakası zarar görmediği müddetçe kalıcı bir içsel sararma, matlaşma veya kararma yaşanması teknik olarak tamamen imkansızdır. Ancak, eğer hasta fırçalama esnasında aşındırıcı iri partiküller içeren (örneğin karbonatlı veya kömürlü) beyazlatıcı macunlar kullanırsa, bu cila tabakası zamanla mikro düzeyde fırça çiziklerine maruz kalır. Bu ince çiziklere yerleşen çay ve tütün lekeleri dişi sararmış gibi gösterebilir, ancak bu yüzeysel durum diş hekimi koltuğunda yapılacak bir polisaj (cilalama) işlemiyle dakikalar içinde tamamen ilk günkü haline döndürülebilir.
Diş Eti Sağlığının Zirkonyum Üzerindeki Etkisi Nedir?
Pembe estetik olarak da bilinen sağlıklı diş eti, estetik diş hekimliğinde adeta harika bir tablonun etrafındaki şık bir çerçeve gibidir; eğer çerçeve çürürse tablonun tüm güzelliği ve albenisi de tamamen kaybolur. Yapay kaplamaların uzun yıllar ağızda hiçbir enfeksiyon yaratmadan sorunsuzca kalabilmesi, doğrudan etrafını saran diş eti dokusunun sıkılığına, soluk pembe rengine ve kanamasız olmasına bağlıdır. Diş eti iltihabı (gingivitis) başladığında dokular ödemlenerek şişer, anında kanar ve en nihayetinde çene kemiği erimesiyle birlikte aşağı doğru hızlıca çekilmeye başlar.
Diş eti hastalıktan dolayı çekildiğinde, zirkonyum kaplamanın bittiği ince sınır çizgisi ile doğal dişin sarımsı, hassas kök yüzeyi açığa çıkar. Bu istenmeyen durum sadece estetik açıdan son derece kötü ve asimetrik bir görüntü yaratmakla kalmaz, aynı zamanda açığa çıkan korumasız kök yüzeyini çürüklere karşı tamamen açık hedef haline getirerek sıcak-soğuk hassasiyetini başlatır. Bu yüzden protezinizin mekanik sağlığını korumak için öncelikle çevresindeki pembe dokularınızın sağlığını güvence altına almalısınız.
Zirkonyum Kaplamanın Kullanım Ömrü İle Metal Destekli Kaplamalar Arasındaki Farklar Nelerdir?
Diş hekimliği teknolojisi her geçen gün dijitalleştikçe, geçmişte neredeyse hastalar için tek seçenek olan standart metal destekli porselenlerin yerini hızla zirkonyum bloklar almaya başlamıştır. Metal altyapılı sistemler çiğneme kuvvetlerine karşı oldukça sağlam olmalarına rağmen, diş eti kenarında zamanla koyu gri bir oksitlenme çizgisi yaratmaları ve ışık geçirgenliklerinin sıfır (opak) olması nedeniyle estetik açıdan ciddi dezavantajlar barındırırlar. Zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü boyunca böyle bir korozyon, alerji veya estetiği bozan metal yansıması riski kesinlikle bulunmaz.
Mekanik ömür açısından profesyonel bir gözle bakıldığında, her iki sistem de doğru klinik endikasyon ve iyi bir el işçiliğiyle onlarca yıl ağızda sorunsuz kalabilir. Ancak zirkonyum, doku dostu (biyouyumlu) yapısı sayesinde diş eti ile çok daha biyolojik, doğal ve sıkı bir bağ kurar. Metalin neden olabileceği mikroskobik toksik tahrişler ortadan kalktığı için, zirkonyum sistemlerde diş eti çekilmesine bağlı erken protez yenileme vakaları metal destekli olanlara kıyasla çok daha az görülmektedir.
Zirkonyum Kaplama Hangi Dişlere Uygulanabilir?

Estetik güzelliğin ve mekanik dayanıklılık özelliklerinin mükemmel bir mühendislik dengesi içinde sunulduğu bu gelişmiş sistem, ağız içindeki hemen hemen tüm diş gruplarına büyük bir güvenle uygulanabilmektedir. Ön kesici dişlerdeki travmaya bağlı kırıklar, doğumsal şekil bozuklukları veya aralıklı dizilimler (diastema) için ışık geçirgenliği en üst seviyede olan, estetik yönü ağır basan saf monolitik zirkonyumlar tercih edilir. Bu sayede gülüş hattında, kişinin diğer doğal dişlerinden asla ayırt edilemeyen, tamamen kusursuz ve doğal bir illüzyon yaratılmış olur.
Arka azı (molar) bölgesi söz konusu olduğunda ise devreye giren devasa öğütme ve çiğneme kuvvetlerini güvenle karşılayabilmek için materyalin kırılma direnci çok daha büyük önem taşır. Bu stresli bölgelerde, üzerine ince porselen tabakaların işlendiği çok daha kalın ve dirençli zirkonyum altyapılar kullanılarak hem mekanik sağlamlık uzun yıllar güvence altına alınır hem de hastanın estetik beklentileri başarıyla karşılanır. Kısacası zirkonyum, tek diş eksikliklerinden çok üyeli uzun köprülere kadar her çene bölgesi için ideal bir fonksiyonel çözüm sunar.
Zirkonyum Kaplamanın Kullanım Ömrü Ve Diş Sıkma Alışkanlığı İlişkisi Nedir?
Bruksizm adı verilen ve genellikle günlük derin psikolojik stres veya anatomik kapanış (oklüzyon) bozuklukları kaynaklı olan uyku esnasında diş sıkma alışkanlığı, tüm diş hekimliği tedavilerinin en büyük ve en sinsi mekanik düşmanıdır. İnsan çenesi, masada yemek yerken harcadığı normal çiğneme kuvvetinin çok üzerinde, bazen iki yüz kilograma varan muazzam bir ezici basıncı uyku sırasında bilinçsizce dişlere direkt olarak aktarabilir. Zirkonyum her ne kadar yüksek teknoloji ürünü çok sert bir materyal olsa da, bu sürekli, kontrolsüz ve yıkıcı sürtünme kuvvetine karşı tek başına sonsuza kadar direnemez.
Şiddetli diş sıkan ve gıcırdatan hastalarda, zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü çok ciddi bir şekilde tehdit altındadır. Gece boyunca devam eden bu aşırı yüklenme, kaplamanın dış yüzeyindeki estetik porselen tabakasının küçük parçalar halinde kırılmasına (chipping) veya simanın çözülerek tamamen yerinden fırlamasına sebep olabilir. Bu mekanik felaketi engellemenin tek ve en kesin yolu, tedavinin tamamlanmasının ardından hekiminizin sadece sizin çene ölçülerinize özel hazırlayacağı sert akrilik bir gece plağını, uyurken düzenli ve tavizsiz bir şekilde takmanızdır.
Zirkonyum Diş Tedavisi Ne Kadar Sürer?
Bu son derece estetik ve kalıcı çözüm yolculuğu, hastalar arasında sanılanın aksine kişiyi aylarca diş hekimi koltuğuna mahkum eden acılı ve yorucu bir süreç kesinlikle değildir. Dijital diş hekimliğinin sunduğu yeni nesil 3D ağız içi tarayıcılar ve CAD/CAM kazıma sistemleri sayesinde tedavi süreleri artık inanılmaz derecede kısalmış ve insan hatası payı sıfıra indirilmiştir. Çoğu standart ve komplike olmayan vakada, ölçü alımından kaplamaların kalıcı olarak ağza yapıştırılmasına kadar geçen toplam süre ortalama beş ile yedi iş günü arasında değişmektedir.
İlk randevuda ilgili dişler milimetrik olarak lokal anestezi altında küçültülür, dijital ölçüler saniyeler içinde doğrudan laboratuvara aktarılır ve hastaya hemen aynı seansta geçici plastik dişler takılarak estetik kaygı ve sıcak-soğuk hassasiyeti önlenir. Laboratuvardaki robotik kazıyıcılar, seçilen renkteki zirkonyum blokları aynı gün içinde milimetrik hassasiyetle işler ve yüksek dereceli fırınlarda pişirir. Birkaç gün sonraki prova seansında kapanış ve renk tam istenildiği gibi mükemmelse, kaplamalar özel daimi simanlarla sabitlenir ve hasta bir hafta içinde yepyeni, ışıl ışıl gülüşüyle sosyal hayatına hemen döner.
Zirkonyum Kaplamanın Kullanım Ömrü Dolduğunda Değişim Süreci Nasıldır?
Zamanı geldiğinde ve artık klinik olarak işlevini veya estetik bütünlüğünü yitirmiş bir protezin ağızdan tamamen çıkarılması gerektiğinde, hastalar haklı olarak bu söküm işleminin ağrılı olup olmayacağı veya kendi dişlerine zarar verip vermeyeceği konusunda endişelenirler. Zirkonyum restorasyonların değiştirilmesi, hastanın kendi doğal dişine kesinlikle hiçbir ekstra zarar vermeden gerçekleştirilen, tamamen kontrollü, teknolojik ve oldukça güvenli bir dental prosedürdür. İşlem öncesinde ilgili diş eti bölgesine hafif lokal anestezi uygulandığı için kesinlikle herhangi bir acı veya sızı hissedilmez.
Uzman hekim, özel elmas uçlu yüksek hızlı frezler yardımıyla eski zirkonyum kaplamayı dikey bir şekilde yavaşça incelterek nazikçe esnetir ve alttaki doğal dişten ayırır. Doğal dişin yüzeyinde kalan eski yapıştırıcı kimyasal artıkları dikkatlice ve titizlikle temizlenir, zamanla değişen diş eti sınırları tedaviye uygun olarak yeniden şekillendirilir ve dijital cihazlarla yeni nesil ölçüler alınır. Zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü fiziksel olarak sona ermiş olsa da, alttaki kök ve kemik dokusu sağlıklı kaldığı müddetçe aynı dişin üzerine defalarca yeni, güncel ve kusursuz estetik kaplamalar güvenle yapılabilir.
İlginizi çekebilir –> Porselen Diş
Zirkonyum Kaplama Fiyatları Neye Göre Belirlenir?
Estetik diş tedavilerinde internet üzerinde net ve sabit bir fiyat listesinden bahsetmek, her hastanın çene anatomisi, ağız yapısı ve medikal tedavi ihtiyaçları tamamen benzersiz olduğu için yasal ve klinik olarak mümkün değildir. Zirkonyum fiyatlarını belirleyen birincil faktör, tedavide kullanılacak zirkonyum blok malzemenin menşei ve uluslararası kalite standartlarıdır. Dünyaca ünlü, biyouyumluluğu kanıtlanmış, kırılma direnci yüksek patentli zirkonyum markalarının maliyeti, standart veya daha düşük kalite uzak doğu menşeili bloklara kıyasla doğal olarak çok daha yüksektir, ancak uzun vadeli estetik ve kalıcılık anlamında da kesinlikle rakipsizdirler.
Bunun yanı sıra, işlemi gerçekleştirecek hekimin protetik estetik alanındaki el hassasiyeti, mesleki tecrübesi ve birlikte çalıştığı seramik laboratuvarının teknolojik donanım seviyesi de maliyet tablosunu doğrudan şekillendiren unsurlardır. Gülüş tasarımı standart bir medikal işlemden ziyade, üst düzey kişisel el işçiliği gerektiren sanatsal ve mikroskobik bir süreçtir.
Kliniğin Donanımı Ve Konumu
Klinikte aktif olarak kullanılan dijital intraoral tarayıcılar (ağız içi kamera) ve üç boyutlu tasarım yazılımları, kliniğin vizyonunu ve teknolojik gücünü gösterir, bu da fiyatlara yansır. Aynı zamanda kliniğin bulunduğu şehir, merkezi konumu ve hastaya sunduğu steril fiziki koşullar da sağlık sektöründeki genel serbest fiyatlandırma politikalarını etkileyen yadsınamaz yan unsurlar arasındadır.
Ek Tedavi Gereksinimleri
Eğer kaplama yapılacak dişin tam altında akut bir enfeksiyon varsa ve kanal tedavisi, diş eti seviyeleme kesimi (gingivektomi) veya derin bir çürük temizliği gerekiyorsa, bu zorunlu işlemler tamamen ayrı medikal kalemler olarak değerlendirilir. Zirkonyum işlemi öncesi sağlanan bu sağlam tıbbi temel inşası, toplam tedavi bütçesinde doğal bir artışa neden olacak ancak tedavinin başarısını da doğrudan garantileyecektir.
Merak edenler için –> Lamine Diş
Zirkonyum Kaplamanın Kullanım Ömrü Boyunca Düzenli Kontrollerin Önemi Nedir?
Birçok kişi, estetik ve pahalı bir tedavi sonrası gözle görülür bir ağrısı veya belirgin bir şikayeti yoksa diş hekimine gitmenin gereksiz bir zaman veya para kaybı olduğunu düşünür. Oysa ki diş etinin hemen altında sessizce ilerleyen sinsi enfeksiyonların veya zirkonyum kaplamanın kullanım ömrü süresini dramatik ölçüde kısaltabilecek olan ufak mekanik problemlerin erken safhada tespit edilmesi adeta hayati bir önem taşır. Altı ayda bir gerçekleştirilen o kısa ve acısız rutin kontroller, on binlerce lira ve aylar süren emek harcanan estetik tedavinizin yegane ve en güçlü sigortasıdır.
Bu rutin ziyaretler sırasında uzman hekiminiz, sizin aynada bakarak asla fark edemeyeceğiniz mikroskobik çatlakları, sert diş taşı birikimlerini veya kaplamanın altındaki gizli bakteriyel sızıntıları radyolojik röntgenlerle anında tespit edebilir. Gerekli görüldüğünde hekim koltuğunda yapılacak yirmi dakikalık küçük bir diş taşı temizliği veya basit bir kapanış ayarlaması sayesinde, restorasyonunuzun ömrüne yıllar katabilir ve ağız sağlığınızı bir ömür boyu garanti altına alabilirsiniz. Lütfen mükemmel gülüşünüzün maddi ve manevi değerini bilin ve günlük bakımını asla ihmal etmeyin.
Bilginiz olsun –> Zirkonyum Kaplama












